Kaygı ve Performans

Psikolojik Danışman Sena Arslan

Kendini bize çarpıntılarla, titremelerle, mide bulantılarıyla, baş ağrılarıyla hissettiren kaygı, acaba hep kötü müdür?

Kaygıyı  sadece olumsuzluklara yol açan bir durum olarak nitelendirmek yanlış olur. Bu noktada kaygıyı iki başlıkta inceleyebiliriz;  İyi kaygı ve kötü kaygı…

İyi kaygı olarak nitelendirdiğimiz kaygı durumunu,  bizim bir şeyler yapmak için istek duymamızı, ve hedeflediklerimiz ile ilgili enerji sarf etmemizi sağlayan, var olan potansiyelimizi ortaya çıkarmamızı destekleyen enerji olarak nitelendirebiliriz.  

Para kazanmak için işe gitmek, sınavda başarılı olmak için ders çalışmak, kış aylarında üşütmemek için kalın giyinmek bizim gündelik hayatta bir çok alanda iyi kaygı yaşadığımızın göstergesidir.

Kısacası iyi kaygı bizi korur, uyarıcılara karşı algımızın açık olmasını sağlar ve “Harekete Geç” mesajını verir.

Kötü kaygı olarak nitelendirdiğimiz kaygı durumunu ise; gündelik hayatta bizim düşüncelerimizi sık sık rahatsız eden, yoğun kaygı durumu olarak nitelendirebiliriz. Kötü kaygı, var olan enerjimizi iyi yönde kullanmaya, dikkatimizi bir konu üzerinde yoğunlaştırmamıza engel olur. En önemli özelliklerinden biri de; kişinin öğrenme süreçlerini olumsuz yönde etkilemesidir.

Kaygıyı ve performansı bir grafik  üzerinde yorumlayacak olursak;  belirli bir noktaya kadar kaygı bizlerin gündelik yaşam performansını artıran bir durum olmakla beraber tepe değere ulaştığı andan itibaren kaygı artış göstermeye devam ediyorsa yaşam performansı da aynı hızla düşüş göstermeye başlayacaktır.

Genel olarak değerlendirecek olursak kaygı; mutluluk, hüzün, öfke, heyecan gibi herkesin yaşadığı, azı yarar, çoğu zarar olarak nitelendirebileceğimiz durumdur. Bu nedenle kaygı kontrolü oldukça önemlidir ve kontrolü bizim elimizdedir.

Paylaş




 E-Posta Aboneliği




 Etkinlik Takvimi

Beyin ve Çocuk